Mardin Şiiri

Ahmet Telli Mardin Şiiri

MARDİN     Mardin Şiiri

   

Dağa bir gerdanlık olan şehir

Ay şehir miydi kadim tarihte

Yoksa dilsiz bırakılan yetim,

Çanı kırık bezgin bir kilise mi

 

Hüznün hâlesi diyordu kimileri

Gülüstân diyenler de vardı

Orada Şahmaran hikâyeleri

Bir de telkâri acılar anlatılırdı

Karanlık, zilsiyah bir efkâr

Gibi çöktü ocağımıza ki cinnet

Cehalet ve ihanet çağı diyordu

Keldani kırıklı bir ihtiyar

 

Kilidi kırık bir kapı,  ipi safran

Kuyuydu galiba uzaktaki sual

Cevap yerine deve yüküyle tuz

İpek ve bakır taşırdı tacirler

 

Vurup sırtımıza dağımızı bir de

Gam yükünü düştük eteğinize

Ki orda vefadan eser aşktaysa

Sabır, sebat ve umut yok

 

Bilindi işte.  Hicret ve hicrân

İdi makûs fecride yolumuzun

Yol uzun atlar tedirgin sularsa

Büsbütün köpük kesmiş atlasta

 

Sulara sual olunan hiçbir şey

Cevapsız kalmamıştır ve efsane

Tarihin yerini alacaktır elbet

Yanlış okudukça Dicle ve Fırat

 

Öyle ki, üç gümüş balık dile gelip

Dediler: Gerçek ezeli vahşettir

Gönlümüze çöl gönlümüze karanlık

Savrula deyip düştüler bir masala

 

Korkan kartalın kanadı da

Kalkmaz olur ki yanlış bir

Rûyaya benzer bu coğrafyada

Yaşamak,  ölmek ve sevişmek

 

Ölmek çocukların asıl işiydi

Ağlamaksa kadınların nasibi

Bu yüzden küskündür onlar

Osmanlı mülküne ezelden beri

 

Bu yüzden kadını erkeği almıştır

Yaşadığı toprağın rengini, EzidÎ

Süryani’ ye benzer biraz Asuri ise

Ermeni’ye belki de hepimize

 

Mülksüzlük çağına daha çok

Zaman vardı ve uygarlık

Aralıksız kurban arıyordu

Halkların mazlum coğrafyasında

 

Ve dağa bir gerdanlık olan şehir

Telkâri üslûbunu unutmadan

Şerh düşüyordu yaşananlara

Çünkü o bir hâtıraydı Gülistan’da

 

Ahmet Telli’nin Barbar ve Şehla kitabından “Mardin” şiiri.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir